New York Güney Bölgesi Başsavcılığı, eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, eski Halk Bankası Genel Müdürü Süleyman Aslan, Genel Müdür Yardımcısı Levent Balkan ile Abdullah Happani hakkında, ABD'nin İran'a karşı uyguladığı ambargoyu delmekten 5 yıl, karapara aklamaktan 20 yıl, bankacılık sistemini zarara uğratmaktan 30 yıl olmak üzere toplam 55 yıl hapis cezasıyla yargılanacakları belirtildi.
Aynı suçlamayla yaklaşık bir buçuk yıldır New York'ta yargılanan Rıza Sarraf davasının dosyasına konan iddianamede Abdullah Happani'nin adı da yer aldı. Sarraf davasında yargılanan sanık sayısı dokuza çıktı.DHA'nın aktardığı habere göre, iddianamede eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan ve öteki sanıkların uluslararası para işlemleri hakkında "yalan bildirimde bulundukları" öne sürüldü.İddianamede ABD'nin İran'a karşı uyguladığı "ambargoyu delmek için kurulan şebekenin elemanı" olarak gösterilen Çağlayan’a, "İran ambargosunu delmek için ABD yönetimi yetkililerine yalan söyleme, milyonlarca dolarlık yasadışı işlemlerle bağlantılı fonları aklama; bu işlemlerin asıl niteliğini gizleyerek çeşitli finansal kurumları aldatma" suçlamaları yöneltildi.Ayrıca, o dönem Ekonomi Bakanı olarak görev yapan Çağlayanın, "ambargoyu delme planının gelirlerinden nakit ve mücevher olarak on milyonlarca dolarlık rüşvet aldığı, öteki sanıkların bu planı uygulamak için attığı adımları onayladığı ve bilinçli olarak planı koruduğu" savunuldu.Davaya bakmak için Sarraf ve Halk Bankası eski Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla davasına da bakan Yargıç Richard Berman atandı.17-25 Aralık YOLSUZLUK VE RÜŞVET17 Aralık iddianamesine dayandırılan ekte, Sarraf’ın bir suç çetesi kurup liderliğini üstlendiği, altın kaçakçılığı, dolandırıcılık, rüşvetçilik ve fuhuş suçlarını işlediği belirtilmiş, Sarraf’ın eski ekonomi bakanı Çağlayan, eski içişleri bakanı Güler, eski AB bakanı Bağış ve eski Halk Bankası genel müdürü Aslan’la rüşvet ilişkisi içinde bulunduğu kaydedilmişti. Sarraf’ın üç eski bakan ve Aslan’a ‘rüşvet’ verdiği aktarılarak para transferlerinin kayıtlarına da yer verilmişti.‘Sarraf ile Çağlayan’ın ikili arasındaki para trafiği’ ekte şöyle anlatıldı:
Meşhur saat de listede. Fotoğraf: DHA1- Sarraf’ın şirketlerinin Halk Bankası’ndaki hesabına transfer edilen İran’a ait paraların yüzde 0.4 ile 0.5’i2- Lüks saatler ve mücevherToplamda: 32 milyon 53 bin 600 avro (464 bin 100 avroluk saat dahil), 6 milyon 766 bin 750 dolar (729 bin 850 dolarlık saat dahil), 3 milyon 465 bin TL, 300 bin İsviçre Frankı.İşte ek olarak sunulan belgede yer alan dökümler… (Not: Çağlayan, para transferlerinde ‘CAG’ olarak geçiyor)




Bharara’nın, Sarraf’ın kefalet talebini reddederken‘Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan dahil üst düzey Türk yetkililerle ilişkilerinin bulunduğu, zenginliğini kullanarak birçok yolsuz politikacıya erişim sağladığını’ belirttiği, Sarraf’ı ‘rüşvetçilik’ ve ‘yalancılığı’ndan ötürü ‘güvenilmez’diye nitelediği de ortaya çıkmıştı.ZAFER ÇAĞLAYAN'IN 700 BİN LİRALIK SAATİ (REZA ZARRAB VERMİŞ)Reza Zarrab tarafından eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’a alındığı iddia edilen 700 bin liralık Patek Philippe 5101G marka saat için Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın ceza kestiği ortaya çıktı. Hürriyet’in edindiği bilgiye göre Çağlayan, saatin Türkiye’ye getirilmesi sürecinde yasalara aykırı durumlar nedeniyle kesilen cezayı geçtiğimiz haftalarda ödedi. Cezanın 250 bin lira civarında olduğu tahmin ediliyor.
17 Aralık operasyonu sonrasında gündeme gelen saatle ilgili olarak Zafer Çağlayan, meclis kürsüsünde yaptığı savunmada saatin İsviçre’den getirildiğini; ancak kendisi tarafından ödendiğini ve mal beyanına da girdiği ifadelerini kullanmıştı. Konuyla ilgili olarak Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’na da soru önergesi verilmişti.CHP İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz soru önergesinde, “Ceza ve faizlerle yaklaşık 260 bin lira civarı ödemesi çıkan saat, Türkiye gündeminde kalmaya devam edecektir. Bu bağlamda, gümrük vergisine tabi olmayan saatin KDV’si ve diğer ceza, faiz ödemeleri ne kadardır? Bu konuyla ilgili herhangi bir araştırma yapıldı mı, yapılmamışsa yapmayı düşünüyor musunuz?” diye sormuştu. Haziran ayında dönemin Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı tarafından Özgündüz’ün soru önergesine verilen yanıt ise, konunun Gümrük Bakanlığı’nın da gündeminde olduğunu ortaya koymuştu. Yazıcı, saatle ilgili olarak Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı’na yazılı talimat verdiğini açıklamış, incelemenin de sürdüğünü belirtmişti.
CEZA KARARI ÇIKTI Söz konusu incelemenin geçtiğimiz haftalarda sonuçlandığı ortaya çıktı. Gümrük ve Ticaret Bakanı Nurettin Canikli döneminde sonuçlanan inceleme kapsamında Çağlayan’a, saatle ilgili ceza kesildi. Türkiye’ye getirilmesi sürecinde gümrük mevzuatına aykırı durumlar olduğu belirlenen incelemede, saatin KDV’sinin iki katı tutarında bir cezanın uygulanmasına karar verildi ve sonuç Çağlayan’a tebliğ edildi. Ancak süreç bununla bitmedi. Haksız bir ceza uygulaması olduğunu belirten Çağlayan, bakanlığa başvuruda bulunarak cezaya itiraz etti. İdare ise yaptığı inceleme sonunda itirazın reddi yönünde karara vardı. Red kararının ardından Çağlayan’ın cezayı ödediği öğrenildi. Böylece Patek Philippe 5101G marka saatin yaklaşık bir yıldır Gümrük Bakanlığı’nda devam eden inceleme ve soruşturma süreci de tamamlanmış oldu.4 BAKAN AK'LANMIŞTI...
MECLİS, AK Partili eski bakanlar Zafer Çağlayan, Muammer Güler, Egemen Bağış ve Erdoğan Bayraktar hakkında 6 aydır süren soruşturmayı, 17/ 25 Aralık Operasyonları’yla ilgili ‘takipsizliğe’ benzer bir kararla sonuçlandırdı. AK Parti’den 9, muhalefetten 5 üyenin yer aldığı Soruşturma Komisyonu, 4 AK Parti milletvekilinin bakanlık dönemleriyle ilgili suçlamalar nedeniyle Yüce Divan’a gönderilmelerine gerek olmadığına karar verdi. Her milletvekilinin, her suçlamayı tek tek değerlendirip ‘oyunun rengini’ açıkladığı toplantıda, parmak kaldırma yöntemiyle finalde ayrı bir oylama yapılmadı. Eski bakanlar hakkında ‘aklanma veya aklanmama’ sonucunu doğuracak son görüşme ise ocak ayı sonuna kadar Meclis Genel Kurulu’nda yapılacak.
2 HAFTADA HAVA DEĞİŞTİKomisyon, Meclis’in tatil günleri ve resmi tatiller dışında toplam 4 ay çalıştı. AK Parti Kastamonu Milletvekili Hakkı Köylü başkanlığında dün 12’nci toplantısını yapan komisyonun karar görüşmesi 3.5 saat sürdü. Komisyonun daha önce karar için bir araya geldiği 22 Aralık toplantısının ertelendiği günden sonraki 2 haftada siyasi hava değişti. 22 Aralık’tan bir gün önce Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun, “Kim milli hazinemize, kaynaklarımıza yolsuzluk niyetiyle yaklaşırsa, kim herhangi bir şekilde harama bulaşırsa kardeşimiz de olsa onun kolunu koparmaya kararlıyız” sözlerinin ardından son 2 haftada yapılan kulislerle iktidarın son tavrı ortaya çıktı.EK RAPOR: TAKDİR KOMİSYONUN Komisyonun dünkü toplantısından önce, Erdoğan Bayraktar dışındaki 3 eski bakanın iki bölüm halinde verdikleri itiraz dilekçeleri üzerine malvarlığıyla ilgili hazırlanan ek bilirkişi raporu milletvekillerine dağıtıldı. Ek raporda bilirkişi, Egemen Bağış ve eşinin ortağı olduğu şirketlerle ilgili mali bilgiler, borç-alacak miktarları, kullandıkları banka kredilerini sıralamakla yetindi ve ‘orantısızlık’ konusunda yeni bir tespit yapmadı. Raporda, Beyhan Bağış’ın şirketten alacağının mal bildiriminde gösterilmediği vurgulandı. Ek raporda, Zafer Çağlayan’la ilgili, “Söz konusu para transferi ve altın bozdurma işleminin mahiyetinin gerçeği yansıtıp yansıtmadığı hususunun; taşınmaz alımları kaynağının takdirinin komisyona ait olduğu değerlendirilmektedir” denildi. Ek raporda, Muammer Güler ailesiyle ilgili ise Güler’in oğlu Barış Güler’in malvarlığına katkı miktarının bilinmediği, gelirinin çocuklarına katkı yapacak düzeyde olup olmadığının tespitinde sadece elde edilen gelirlerin dikkate alınamayacağı kaydedildi. Bilirkişi, Güler’in itirazıyla ilgili, “Raporumuz açısından ortaya konulan bulgular ile değerlendirmelerde bir değişiklik yapılmasını gerektirir yeni bir bilgi ve belge içermediği, Burcu Güler’in malvarlıklarının babasının katkıları çerçevesinde arttığının takdirinin soruşturma komisyonuna ait olduğu değerlendirilmektedir” görüşünü bildirdi.HAKKI KÖYLÜ: ÇOĞUNLUĞA KATILIYORUM
Toplantıda ek raporla ilgili değerlendirmenin ardından görüşme yöntemine karar verildi. Söz sırasıyla ilgili kura çekiminin ardından her milletvekili 4 eski bakanla ilgili tek tek değerlendirme yaparak, isnat edilen her suçlamayla ilgili görüşlerini dile getirdi ve kararlarını açıkladılar. Parmak kaldırma yöntemiyle ayrı bir oylama yapılmadı. AK Partili tüm üyeler 4 isimle ilgili “Yüce Divan’a gönderilmemesi”, tüm muhalefet üyeleri de “Yüce Divan’a gönderilmeleri” yönünde oy kullandı. 8 AK Partili üyenin ardından Komisyon Başkanı Hakkı Köylü görüş belirtmeyince CHP’li üyeler, “Siz kanaatinizi açıklamadınız?” dediler. Bunun üzerine Köylü, “Çoğunluğun görüşüne katılıyorum” demekle yetindi. Toplantının ardından açıklama yapan Köylü, “5 muhalif oya karşılık 9 oyla, 4 bakanın Yüce Divan’da yargılanmamasına karar verdi komisyon” dedi. Gazetecilerin, “Üzerinizde baskı var mı?” sorusuna karşı Köylü, tavanı işaret ederek “Ne baskısı yukarısı serbest! Kim baskı yapar ya! Öyle şey mi olur?” dedi. Köylü, “İki taraflı havan atışları yapılıyor. Aşağıda bize isabet etmiyor o havan atışları, anlatabiliyor muyum?” açıklamasını yaptı. “Vicdanınız rahat mı?” sorusuna ise Köylü, “Evet. Vicdanen rahatsız olacağım bir şeye mi karar vereceğimi düşünüyorsunuz? Yok canım” karşılığını verdi.TAPELER DELİL SAYILMADIToplantının en önemli tartışmasını ‘hukuksuz delil’ iddiası ve savcılıklarca daha önce verilen takipsizlik kararları oluşturdu. İktidar üyeleri, İstanbul Başsavcılığı’nın, “Dinlemelerin hukuka uygun yapılmadığı” görüşüne katıldılar. CHP’li üyeler ise mahkeme kararıyla yapılan dinlemeler sonucunda çözülen tapelerle ilgili Adli Tıp Kurumu’nun raporuna dikkat çektiler. AK Partili üyeler, Adli Tıp Raporu’nun tapelerin montaj olup olmadığıyla ilgili inceleme içermediğini, sadece kasetlerin çözümüyle ilgili “uygunluk” anlamına geldiğini savundular. Meclis Komisyonu bu kararıyla, 17/ 25 Aralık Operasyonu’nda çözümü yapılan tapeler ile teknik-fiziki takipte elde edilen bulguları delil-kanıt kabul etmedi.RÜŞVET NASIL DÜŞTÜ?Edinilen bilgiye göre, malvarlığı tespitleri, rüşvet, evrakta sahtecilik, nüfuz kullanma gibi birçok suçlamaya karşı AK Partili üyeler ‘hukuksuz delil’ görüşünü dile getirdiler ve İstanbul Başsavcılığı’nın takipsizlik kararının yerinde olduğunu savundular. Güler ve Çağlayan da savunmalarında, takipsizlik kararına dayanarak, “Rüşvet suçunun varlığından söz edebilmek için kamu görevlisiyle iş sahibi arasında menfaat teminini öngören özgür iradeye dayalı bir anlaşma yapılması gerekmektedir. Rüşvet karşılaşma suçudur. Rüşvet verdiği ve aracılık ettiği iddia edilen kişiler hakkında takipsizlik kararı verildiğine göre rüşvet alındığı iddiası da tamamen hukuken ortadan kalkmıştır” görüşünü savunmuşlardı.ÇİKOLATA AKLAMASIReza Zarrab’ın, Bağış’ın evine çikolata paketiyle 500 bin dolar gönderdiği iddiasıyla ilgili de tanıkların ifadesi esas alındı. Zarrab’ın kuryesi ile Bağış’ın yabancı hizmetlisinin, “Pakette çikolata vardı” beyanları ve Bağış’ın rüşvet iddialarını reddetmesi geçerli sayıldı. CHP İstanbul Milletvekili Osman Korutürk ise “Yeterli şüphenin çok ötesi bizim baktığımız dosyalarda var. Yüce Divan bu şüphenin ne kadar yerinde olacağını tespit etmeliydi. Buna izin verilmedi” dedi.Yüce Divan finali ay sonundaKOMİSYONUN kararını açıklamasının ardından gözler, ocak ayının sonuna kadar yapılması zorunlu olan TBMM Genel Kurulu’ndaki Yüce Divan oylamasına çevrildi. Komisyon raporuyla partinin tutumu netleşirken, tereddütü olan AK Parti milletvekillerine, “Rapor doğrultusunda pozisyon alın” mesajı iletildi. Meclis’te tartışma konusu olacak komisyon raporunun içtüzükten kaynaklanan “zorunlu” bir takvimi bulunuyor. Soruşturma Komisyonu Başkanlığı, 9 Ocak’a kadar raporunu Meclis Başkanlığı’na sunacak. Rapor, sunulduğu günden itibaren 10 gün içinde bastırılacak ve sonraki 10 günde Meclis Genel Kurulu’nda görüşülecek. Bu takvimin en geç 29 Ocak’a kadar tamamlanması gerekecek. Ancak iktidar, isterse bu süreyi daha da kısaltabilir. Genel Kurul’da 276 kabul oyu çıkarsa, eski bakanlar Yüce Divan’a gönderilecek. CHP, MHP, HDP ve bağımsızların 223 sandalyesi bulunuyor. Yüce Divan için en az 53 AK Partilinin oy vermesi gerekiyor.
Aynı suçlamayla yaklaşık bir buçuk yıldır New York'ta yargılanan Rıza Sarraf davasının dosyasına konan iddianamede Abdullah Happani'nin adı da yer aldı. Sarraf davasında yargılanan sanık sayısı dokuza çıktı.DHA'nın aktardığı habere göre, iddianamede eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan ve öteki sanıkların uluslararası para işlemleri hakkında "yalan bildirimde bulundukları" öne sürüldü.İddianamede ABD'nin İran'a karşı uyguladığı "ambargoyu delmek için kurulan şebekenin elemanı" olarak gösterilen Çağlayan’a, "İran ambargosunu delmek için ABD yönetimi yetkililerine yalan söyleme, milyonlarca dolarlık yasadışı işlemlerle bağlantılı fonları aklama; bu işlemlerin asıl niteliğini gizleyerek çeşitli finansal kurumları aldatma" suçlamaları yöneltildi.Ayrıca, o dönem Ekonomi Bakanı olarak görev yapan Çağlayanın, "ambargoyu delme planının gelirlerinden nakit ve mücevher olarak on milyonlarca dolarlık rüşvet aldığı, öteki sanıkların bu planı uygulamak için attığı adımları onayladığı ve bilinçli olarak planı koruduğu" savunuldu.Davaya bakmak için Sarraf ve Halk Bankası eski Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla davasına da bakan Yargıç Richard Berman atandı.17-25 Aralık YOLSUZLUK VE RÜŞVET17 Aralık iddianamesine dayandırılan ekte, Sarraf’ın bir suç çetesi kurup liderliğini üstlendiği, altın kaçakçılığı, dolandırıcılık, rüşvetçilik ve fuhuş suçlarını işlediği belirtilmiş, Sarraf’ın eski ekonomi bakanı Çağlayan, eski içişleri bakanı Güler, eski AB bakanı Bağış ve eski Halk Bankası genel müdürü Aslan’la rüşvet ilişkisi içinde bulunduğu kaydedilmişti. Sarraf’ın üç eski bakan ve Aslan’a ‘rüşvet’ verdiği aktarılarak para transferlerinin kayıtlarına da yer verilmişti.‘Sarraf ile Çağlayan’ın ikili arasındaki para trafiği’ ekte şöyle anlatıldı:1- İran’ın Türkiye’deki rezervlerinin ülkeden altın ihracatı olarak çıkışının sağlanması2- Bu amaçla banka komisyonlarının aşağı çekilmesi ve Sarraf’ın rakiplerinin safdışı edilmesi3- Aynı amaçla sahte evraklarla uydurma gıda/ilaç ticaretine göz yumulması4- Adli/idari yaptırımların önlenip Gana’dan sahte evraklarla getirilen 1,5 ton altının ülkeye kaçak yollardan sokulup Dubai’ye gönderilmesi5- Sarraf’ın usulsüzlüklerinin basında yer almasının önlenmesi6- Çağlayan’ın personelinin Sarraf’ın personeli gibi çalıştırılması
‘Sarraf’tan Çağlayan’a giden rüşvetlerin dökümü’
Meşhur saat de listede. Fotoğraf: DHA1- Sarraf’ın şirketlerinin Halk Bankası’ndaki hesabına transfer edilen İran’a ait paraların yüzde 0.4 ile 0.5’i2- Lüks saatler ve mücevherToplamda: 32 milyon 53 bin 600 avro (464 bin 100 avroluk saat dahil), 6 milyon 766 bin 750 dolar (729 bin 850 dolarlık saat dahil), 3 milyon 465 bin TL, 300 bin İsviçre Frankı.İşte ek olarak sunulan belgede yer alan dökümler… (Not: Çağlayan, para transferlerinde ‘CAG’ olarak geçiyor)




Bharara’nın, Sarraf’ın kefalet talebini reddederken‘Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan dahil üst düzey Türk yetkililerle ilişkilerinin bulunduğu, zenginliğini kullanarak birçok yolsuz politikacıya erişim sağladığını’ belirttiği, Sarraf’ı ‘rüşvetçilik’ ve ‘yalancılığı’ndan ötürü ‘güvenilmez’diye nitelediği de ortaya çıkmıştı.ZAFER ÇAĞLAYAN'IN 700 BİN LİRALIK SAATİ (REZA ZARRAB VERMİŞ)Reza Zarrab tarafından eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’a alındığı iddia edilen 700 bin liralık Patek Philippe 5101G marka saat için Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın ceza kestiği ortaya çıktı. Hürriyet’in edindiği bilgiye göre Çağlayan, saatin Türkiye’ye getirilmesi sürecinde yasalara aykırı durumlar nedeniyle kesilen cezayı geçtiğimiz haftalarda ödedi. Cezanın 250 bin lira civarında olduğu tahmin ediliyor.17 Aralık operasyonu sonrasında gündeme gelen saatle ilgili olarak Zafer Çağlayan, meclis kürsüsünde yaptığı savunmada saatin İsviçre’den getirildiğini; ancak kendisi tarafından ödendiğini ve mal beyanına da girdiği ifadelerini kullanmıştı. Konuyla ilgili olarak Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’na da soru önergesi verilmişti.CHP İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz soru önergesinde, “Ceza ve faizlerle yaklaşık 260 bin lira civarı ödemesi çıkan saat, Türkiye gündeminde kalmaya devam edecektir. Bu bağlamda, gümrük vergisine tabi olmayan saatin KDV’si ve diğer ceza, faiz ödemeleri ne kadardır? Bu konuyla ilgili herhangi bir araştırma yapıldı mı, yapılmamışsa yapmayı düşünüyor musunuz?” diye sormuştu. Haziran ayında dönemin Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı tarafından Özgündüz’ün soru önergesine verilen yanıt ise, konunun Gümrük Bakanlığı’nın da gündeminde olduğunu ortaya koymuştu. Yazıcı, saatle ilgili olarak Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı’na yazılı talimat verdiğini açıklamış, incelemenin de sürdüğünü belirtmişti.
MECLİS, AK Partili eski bakanlar Zafer Çağlayan, Muammer Güler, Egemen Bağış ve Erdoğan Bayraktar hakkında 6 aydır süren soruşturmayı, 17/ 25 Aralık Operasyonları’yla ilgili ‘takipsizliğe’ benzer bir kararla sonuçlandırdı. AK Parti’den 9, muhalefetten 5 üyenin yer aldığı Soruşturma Komisyonu, 4 AK Parti milletvekilinin bakanlık dönemleriyle ilgili suçlamalar nedeniyle Yüce Divan’a gönderilmelerine gerek olmadığına karar verdi. Her milletvekilinin, her suçlamayı tek tek değerlendirip ‘oyunun rengini’ açıkladığı toplantıda, parmak kaldırma yöntemiyle finalde ayrı bir oylama yapılmadı. Eski bakanlar hakkında ‘aklanma veya aklanmama’ sonucunu doğuracak son görüşme ise ocak ayı sonuna kadar Meclis Genel Kurulu’nda yapılacak.2 HAFTADA HAVA DEĞİŞTİKomisyon, Meclis’in tatil günleri ve resmi tatiller dışında toplam 4 ay çalıştı. AK Parti Kastamonu Milletvekili Hakkı Köylü başkanlığında dün 12’nci toplantısını yapan komisyonun karar görüşmesi 3.5 saat sürdü. Komisyonun daha önce karar için bir araya geldiği 22 Aralık toplantısının ertelendiği günden sonraki 2 haftada siyasi hava değişti. 22 Aralık’tan bir gün önce Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun, “Kim milli hazinemize, kaynaklarımıza yolsuzluk niyetiyle yaklaşırsa, kim herhangi bir şekilde harama bulaşırsa kardeşimiz de olsa onun kolunu koparmaya kararlıyız” sözlerinin ardından son 2 haftada yapılan kulislerle iktidarın son tavrı ortaya çıktı.EK RAPOR: TAKDİR KOMİSYONUN Komisyonun dünkü toplantısından önce, Erdoğan Bayraktar dışındaki 3 eski bakanın iki bölüm halinde verdikleri itiraz dilekçeleri üzerine malvarlığıyla ilgili hazırlanan ek bilirkişi raporu milletvekillerine dağıtıldı. Ek raporda bilirkişi, Egemen Bağış ve eşinin ortağı olduğu şirketlerle ilgili mali bilgiler, borç-alacak miktarları, kullandıkları banka kredilerini sıralamakla yetindi ve ‘orantısızlık’ konusunda yeni bir tespit yapmadı. Raporda, Beyhan Bağış’ın şirketten alacağının mal bildiriminde gösterilmediği vurgulandı. Ek raporda, Zafer Çağlayan’la ilgili, “Söz konusu para transferi ve altın bozdurma işleminin mahiyetinin gerçeği yansıtıp yansıtmadığı hususunun; taşınmaz alımları kaynağının takdirinin komisyona ait olduğu değerlendirilmektedir” denildi. Ek raporda, Muammer Güler ailesiyle ilgili ise Güler’in oğlu Barış Güler’in malvarlığına katkı miktarının bilinmediği, gelirinin çocuklarına katkı yapacak düzeyde olup olmadığının tespitinde sadece elde edilen gelirlerin dikkate alınamayacağı kaydedildi. Bilirkişi, Güler’in itirazıyla ilgili, “Raporumuz açısından ortaya konulan bulgular ile değerlendirmelerde bir değişiklik yapılmasını gerektirir yeni bir bilgi ve belge içermediği, Burcu Güler’in malvarlıklarının babasının katkıları çerçevesinde arttığının takdirinin soruşturma komisyonuna ait olduğu değerlendirilmektedir” görüşünü bildirdi.HAKKI KÖYLÜ: ÇOĞUNLUĞA KATILIYORUM





