AŞK
İlke Hepçilingirler

İlke Hepçilingirler

AŞK

12 Haziran 2017 - 08:53

Merhaba sevgili okurum, kim bile bilirdi ki üç harfin yan yana gelmesi bu kadar büyüleyici etki yaratsın? Elbette AŞK dan bahsediyorum, söylerken bile içinden bir şeyler kopuyor insanın hadi gelin bugün biraz aşktan bahsedelim iyi okumalar.

Ahh eski aşklar kaldı mı acaba sevgili okurum? O saygı, sevgi, çevremi gözlemliyorum da kadında da erkekte de hata var diye düşünüyorum.

Oysaki eskiden öyle miymiş beğeniyorsan pencereden ellerinle işlediğin mendili atarsın eğer erkekte beğeniyorsa aşk başlarmış. Mektuplar ,hoş sözler Söylerlermiş birbirlerine çiftler. siz diye hitap etmek var bide ne güzel ne asil ne hoş insanlarmış eğer görüşeceklerse mektuplaşarak anlaşırlarmış en güzel giysileri giyerlermiş görüşecekleri zaman. Birbirlerine karşı hiç kötü söz etmezlermiş.Efendi Hanım derlermiş eskiler birbirlerine 50 yıllık çiftlerde bile, çünkü sevgi ve saygı var eski ilişkilerde bizim dönem gibi iki gün aşkım sonra ağzına ne geliyorsa yok.

50 yıllık Dünya şekeri bir çifte sormuştum 'Nasıl oluyor da bunca yıl birbirinizle geçindiniz'? Evladım ;dedi tonton amcamız 'Biz birbirimize hiç kötü söz söylemedik 3 evladımızın yanında hiç tartışmadık sinirliysek sustuk böyle sürdü bunca yıl. tonton teyzemiz de 'Aile dengedir dedi elbet her günümüz iyi geçmedi ama kadında nerede nasıl davranacağını bilecek. Ben beyim geldiğinde o gün sinirli mi ruh hali nasıl anlar ona göre davranırım' dedi geçinmeye gönlün olsun evladım dedi o zaman ömürlük olursun ve o tarihlerde birbirini beğenerek severek evlenmişler güzel bir ayrıntı .)birden aklımdan binlerce soru geçti ve günümüze döndüm yeni ilişkilere ve kalbime bir sızı girdi düşündükçe yeni düzeni bir bencillik almış gidiyor.Hep diyorum ya plaza kültürü içimize işlemiş ailemizi de şirket yönetir gibi yönetmeye çalışırsak bir gün batarız.

Duygu olmalı ilişkilerde, sevgi olmalı, aşk olmalı, heyecan olmalı 1 yılda ilişkileri bitiyor aşkımız bitti diyip mahkemede alıyor soluğu çiftler.Sadece evlilikten bahsetmiyorum sevgili okurum. Sevgili olma aşamalarından da bahsediyorum. İlk tanışma ve eğer kadının fiziği güzelse erkeğin de (baklavaları) var ise ve ayrıca en iyi parfümü kullanıyorsa ve marka kıyafete hiç girmiyorum bile ilişki başlıyor ha bide iyi bir yerde çalışıyorsa isim ve sonra nerede çalışıyorsun? Yani demek istiyor ki maaşın iyimi? Bana yetebilecek misin? Eğer bunlar tamamsa başlıyor ilk günler güzel sözler her dakika mesajlaşmalar,ortak bir romantik şarkı tutuluyor sonra kız arkadaşa anlatmalar erkek muhabbeti malum maç esnasında konu masaya yatırılır. Sonra sinemaya gidilir klasik. Günümüz diliyle kankayla tanıştırma ki ben hiç sevmem öyle demeyi o 'en iyi arkadaştır' Türkçeyi bozmayalım...

Sonra malum sonlar, birbirine kötü davranmalar saygısız konuşmalar vedalar...

Her aşk biterken insandan bir şeyler alıp götürüyor.Duygusal olanlar uzun süre atlatamıyor bu durumu içine sindirmek öyle zor ki sonuç olarak bir hayat kurma isteği oluyor yani en azından neden olmasın? diyorsun kendince.Yıkıyor geçiyor bazı aşklar kalbini deliyor her adamı/kadını ona benzetiyorsun, her şarkı sanki o kişiye ait.Zaman diyorlar her şeyin ilacı iyileşirsin iyileşiyorsun da hayata devam ediyorsun,sadece kalbin bir tarafı boş gibi geliyor. zamanın içine karıyorsun iş ,güç, hayat mücadelesi.

Silmek istiyorsun telefonlarını, bazen sosyal medyadan engelliyorsun sonra geri alıyorsun hissetirmeden. Bazısı silip geçiyor kişiye göre değişir...

Duygusal insana göre değil bu aşk acısı yıkıp geçiyor işte böyle ama zümrüdü anka kuşunun hikayesi gibi bazı insanlar küllerinden doğuyor yeniden var olmayı biliyor.siz siz olun aşk acısını çok ağır yaşamayın ama hayatınızda bir defa aşık olun eğer mümkünse o insanla ömürlük olun...Rivayet olunur ki, kuşların hükümdarı olan Simurg ( Zümrüd-ü Anka ya da batıda bilinen adıyla Phoenix ), Bilgi Ağacı'nın dallarında yaşar ve her şeyi bilirmiş. Bu kuşun özelliği gözyaşlarının şifalı olması ve yanarak kül olmak suretiyle ölmesi, sonra kendi küllerinden yeniden dirilmesiymiş.....

ZÜMRÜDÜ ANKA HİKAYESİ

Kuşlar Simurg'a inanır ve onun kendilerini kurtaracağını düşünürmüş. Kuşlar dünyasında her şey ters gittikçe onlar da Simurg'u bekler dururlarmış. Ne var ki, Simurg ortada görünmedikçe kuşkulanır olmuşlar ve sonunda umudu kesmişler.

Derken bir gün uzak bir ülkede bir kuş sürüsü Simurg'un kanadından bir tüy bulmuş. Simurg'un var olduğunu anlayan dünyadaki tüm kuşlar toplanmışlar ve hep birlikte Simurg'un huzuruna gidip yardım istemeye karar vermişler.

Ancak Simurg'un yuvası, etekleri bulutların üzerinde olan Kaf Dağı'nın tepesindeymiş. Oraya varmak için ise yedi dipsiz vadiyi aşmak gerekirmiş, hepsi birbirinden çetin yedi vadi... İstek, aşk, marifet, istisna, tevhid, hayret ve yokluk vadileri...

Kuşlar, hep birlikte göğe doğru uçmaya başlamışlar. İsteği ve sebatı az olanlar, dünyevi şeylere takılanlar yolda birer birer dökülmüşler. Yorulanlar ve düşenler olmuş...

"Aşk denizi"nden geçmişler önce...". "Ayrılık vadisi"nden uçmuşlar...". "Hırs ovası"nı aşıp, "kıskançlık gölü"ne sapmışlar... Kuşların kimi "Aşk denizi"ne dalmış, kimi "Ayrılık vadisi"nde kopmuş sürüden... Kimi hırslanıp düşmüş ovaya, kimi kıskanıp batmış göle...

Önce Bülbül geri dönmüş, güle olan aşkını hatırlayıp;

Papağan o güzelim tüylerini bahane etmiş (oysa tüyleri yüzünden kafese kapatılırmış);

Kartal, yükseklerdeki krallığını bırakamamış;

Baykuş yıkıntılarını özlemiş;

Balıkçıl kuşu bataklığını.

Yedi vadi üzerinden uçtukça sayıları gittikçe azalmış. Ve nihayet beş vadiden geçtikten sonra gelen Altıncı Vadi "şaşkınlık" ve sonuncusu Yedinci Vadi "yokoluş"ta bütün kuşlar umutlarını yitirmiş... Kaf Dağı'na vardıklarında geriye otuz kuş kalmış.

Sonunda sırrı, sözcükler çözmüş: Farsça "si", "otuz" demektir... murg" ise "kuş"...

Simurg'un yuvasını bulunca ögrenmişler ki; "Simurg - otuz kuş" demekmiş.Onların hepsi Simurg'muş. Her biri de Simurg'muş. 30 kuş, anlar ki, aradıkları sultan, kendileridir ve gerçek yolculuk, kendine yapılan yolculuktur.

Simurg Anka'yı beklemekten vazgeçerek, şaşkınlık ve yok oluşu da yaşadıktan sonra bile uçmayı sürdürerek, kendi küllerimiz üzerinden yeniden doğabilmek için kendimizi yakmadıkça, her birimiz birer Simurg olmayı göze almadıkça bataklığımızda, tüneklerimizde ve kafeslerimizde yaşamaktan kurtulamayacağız. Şimdi kendi gökyüzünde uçmak zamanıdır..


​KÜLLÜRİNDEN YENİDEN DOĞAN ZÜMRÜDÜ ANKA KUŞU

 

KİM DEMİŞ: Malum günün anlam ve önemi AŞK şarkılarının eşsiz sesi hanımefendi kişiliğiyle de çok beğendiğim Funda ARAR albümünü dinlemek lazım ismi gibi 'aşk hikayesi' bir albüm olmuş ilk dinleyişte anlam veremiyorsun ama dinledikçe güzelleşen albümlerden .(GÖKHAN TÜRKMEN ALBÜMLERİ) gibi dinledikçe çarpan cinsten.

KİM DEMİŞ: Bu ara Kahraman Tazeoğlu kitapları çok iyi gidiyor aşkı ve ilişkileri en net ve temiz dille anlatan yazarlardan.en sevdiğim özelliği de doğal oluşu yaşıyormuşcasına bir anlatımı var.iyi okumalar

SEVGİLERİMLE

İLKE HEPÇİLİNGİRLER

 

YORUMLAR

  • 5 Yorum

Son Yazılar